Ağrı Bozukluğu

Bazı zamanlarda içimizdeki sıkıntı, gerginlik ve huzursuzluğu konuşamadığımızda, ifade etmekte zorlandığımızda bu stres fiziksel belirtiler olarak ortaya çıkar. Bizi mutsuz eden bir durumla karşılaştığımızda, çok canımız sıkıldığında başımızın ağrıdığını, iş, sınav stresi yaşadığımızda barsak düzenimizin bozulduğunu, karnımızın ağrıdığını hepimiz biliriz. Bunlar ruhsal sıkıntıların bedensel belirtileridir.

 

En ufak sorununu büyüten, sıkıntılarını içine atan, yüklendiği sorumluluğu paylaşamayan bireylerin kalp, tansiyon rahatsızlıkları ve ülser gibi mide hastalıklara daha sık yakalandığı herkes tarafından bilinen bir gerçektir.

 

Biyolojik hastalık olarak gözlenen birçok bedensel belirti çoğu zaman altta yatan ruhsal ve zihinsel bir sıkıntının habercisidir. Kendilerini ifade etmekte güçlük yaşayan, doğuştan getirdikleri kişilik özellikleri ve yetiştirilme şartlarıyla ruhsal sıkıntılarını rahatlıkla paylaşamayan kişiler bilinçaltı bedensel belirtiler gösterebilirler.

 

Çoğu zaman bireyler aile ve yakın çevrelerinden bulamadıkları ilgi ve desteği kliniklerde, hastanelerde aramaktadırlar. Çocukken ailesinden ilgiyi sadece hastalandığında gören, ailede kronik yatalak hastalar olup, onlarla yetişen kişiler büyüdüklerinde psikosomatik belirtileri sıklıkla göstermektedirler.


Kliniğe başvuran bireyin, ağrısını ifade ederken kullandığı kelimeler çok önemlidir. Genellikle bölgesel ve sürekli ağrılar, kramplar, tutulmalar, bölgesel kasılmalar, sıkışma, basınç hissetme gibi ifadeler kullanılır. Kişinin ifade ederken  kullandığı kelimeler ve ağrıya karşı davranışı belirtilerin anlaşılmasında bize ipuçları barındırır.

Yapılan değerlendirme görüşmelerinde ağrının organik veya psikolojik önceliklerini analiz etmek için altı boyuta dikkat etmek gerekir.
1. Ağrının niteliği
2. Ağrının derinliği ve yoğunluğu
3.Ağrının yerleşimi
4.Ağrının kronolojisi
5.Uyarıcı etkenler
6.Hastanın bulunduğu şartlar, çevresel etkenler.

 

Ağrı bozukluğu DSM-5’ e göre bedensel belirti bozukluğunun bir türüdür. Vücudun bir veya daha fazla bölgesinde odaklanmış ağrı ile karakterizedir.

 

Ağrı bozukluğunun yaşam boyu görülme sıklığı %5-12 arasında değişir ve herhangi bir yaşta başlayabilir.

 

Sürekli ağrılar depresif bozukluklar ile, akut ağrılar anksiyete bozuklukları ile bağlantılıdır. Bel ağrısı, baş ağrısı, yüz ağrısı, kronik pelvik ağrı sıklıkla görülür.

 

Ağrı bozukluğu hastalarının %25-50’ sinde majör depresif bozukluk, %60-90’ ında distimik bozukluk veya depresif bozukluk belirtileri bulunur.

 

Ağrı bozukluğu tedavisinde ilaç tedavisi uygulanmaktadır. İlaç tedavisinin dışında psikoterapi, aile terapileri ve bilişsel terapi etkili tedavi yöntemleridir.